© 2023 by Design for Life.

Proudly created with Wix.com

  • Grey Instagram Icon

GESTALT KURAMI VE TASARIM İLKELERİ

En son güncellendiği tarih: 21 Kas 2019

Görsel Algılama

''Algılama, bir organizmanın gereksinimlerini karşılamak için çevresel bilgileri elde etme süreci olarak düşünülebilir.''


Zaha Hadid Architects - Leeza SOHO

Nesnelerin öz nitelikleri hakkında bize bilgi veren şey sadece algıdır. Algı malzemeleri olmadan aklın düşüneceği hiçbir şey yoktur. Akıl, dünyanın üstesinden gelebilmek için iki işlev yerine getirir; bilgi toplamak ve topladığı bilgileri işlemek. Algılama sürecinde ayırt etme, tanıma, adlandırma, geçmiş deneyimler ve motivasyon gibi ögeler önemli rol oynarlar.


Görme şu şekilde tanımlanır: objelerden yansıyan ışık ışınları göz merceğinden geçerek retinada bir görüntü oluşturur ve bu görüntü, elektro-manyetik sinir uçlarıyla beyne ulaşır. Bugünün psikoloji düşüncesi, görme olayını insan aklının yaratıcı bir etkinliği olarak kabul eder. Duyular düzeyinde tanımlanan algılama, akıl yürütme düzeyinde ''anlama''ya tekabül eder. Yani gözün gördüğü bir bakıma aklın gördüğüdür.


Gestalt Kuramı


1920'lerde görsel algı ile ilgili araştırma yapan Alman psikologlar Gestalt teorisini geliştirmişlerdir. Bu teorinin önde gelen kurucuları Max Wertheimer, Wolfgang Kohler ve Kurt Koffka'dır. Gestalt kuramına göre tüm algılarımız bir bütün içerisinde organize edilmektedir. Bütünü oluşturan parçalardan çok parçaların bir araya gelişleri ve aralarındaki ilişki önem kazanmaktadır. Gestalt ilkeleri şu şekildedir.



Benzerlik: Benzer karakteristik özellikleri olanlar, görsel gruplar meydana getirme eğilimi gösterirler. Bu benzerlik; renk, şekil,gölgelendirme gibi özellikler olabilir.




Yakınlık: Birbirine yakın olan elemanlar görsel grup meydana getirme eğilimi gösterirler.



Süreklilik: Benzer şekilde belirli bir yöne hareket eden elemanlar gruplaşma eğilimi gösterirler. Yandaki şekilde daireler farklı 2 renkte boyanmıştır ancak biz aynı renkteki daireleri gruplamak yerine, birbirinin devamı gibi gözüken daireleri gözümüzle takip ederek bir çizgi oluşturduklarını varsayarız.


Kapalı Formlar: Bir yüzeyi tamamlayan çizgiler, ünite olabilme özelliği gösterir yani insan zihni gördüğü şekilleri nesne, harf gibi önceden öğrendiği imgeler olarak algılar.










Şekil - Zemin İlişkisi: Dikkatin yoğunlaştığı obje şekil, diğer yüzeyler zemindir ve dikkatin yoğunlaştığı noktaya göre şekil ve zemin değişir.



Sonuç olarak baktığımız şeylerde, parçalardan çok bütünü algılarız.




Tasarım İlkeleri


''Tasarım ilkeleri ve unsurları görsel bir sanat eseri oluşturmak için dikkate alınan yapı taşlarıdır.''

Göze hitap eden resim, çizim, grafik veya somut bir nesnel tasarımın göze hoş gelmesini sağlayan kurallar olarak düşünülebilir. Tasarım ilkeleri, gözün nasıl algıladığı konusunda oluşturulan Gestalt kuramından hareket edilerek, bir tasarımın göze hoş görünmesi ve istenen etkiyi vermesi için ortaya konan, 3. boyutta da kullanabileceğimiz ilkelerdir. İlkeler göz önüne alınarak yapılan tasarım, bütününde ilkelerden bağımsız olarak, göze hoş görünen bir esere dönüşür, tasarım ögeleri dikkate alınmadan yapılan bir tasarım gelişigüzel bir yerleştirme izlenimi verir.



Bütünlük


Bütünlük her bir parçanın tek tek değil bütünsel bir anlam kazanmasıdır yani tüm tasarım sürecinde ulaşılmaya çalışılan ortaya çıkan eserin bütünlüğü olacaktır. Bütünlüğün sağlanmasının ilk şartı, tasarımdaki tüm ögelerin ilişki içerisinde olduğunun farkına varmaktır. Bütünlük ilkesi, izleyicinin tasarımı birlik içerisinde algılamasını ve anlamlandırmasını sağlar.

Birlik ya da uyum bir kompozisyondaki elemanların birbirine ait olma durumu olarak nitelendirilebilir. Birliğin eksik olduğu tasarımlar parçalı ve düzensiz olarak algılanır. Tasarım dilinde bir birlik yakalamada süreklilik, tekrar ve yakınlık önemlidir. Bütünlükten yoksun bir tasarım gözü yorar ve görsel okuma yapmayı zorlaştırır. Tasarımcı, dağınık kopuk ve parçalanmış bir tasarım etkisi yaratmamak adına kompozisyonda yer alan tüm görsel elemanları belli bir gruplandırma içerisinde yerleştirmelidir.




Orantı ve Görsel Hiyerarşi


Bir tasarımın gerçekleştirilmesinde tasarımcı açısından rol oynayan önemli unsurlardan birisi de hiç kuşkusuz ki orantısal yani boyutlar arası ilişkilerdir. Bir tasarımda orantısal ilişkiler yani tasarımda yer alan görsel elemanların eni ile boyu ya da genişlik ve yüksekliği gibi birbirleri ile kurduğu ilişkiler tasarımın izleyici tarafından algılanış biçimini doğrudan etkileyen unsurlardır. Tasarımın tekdüzelikten kurtulması ve çekici hale gelmesi için orantısal oyunlardan yararlanmak; tasarımı ön plana çıkarıp görsel bir hareketlilik yani ritim duygusu yaratır.
















Vurgu


Vurgu bir tasarımda odak noktası yaratır ve dikkat çekilmek istenen ögeyi öne çıkarır, izleyicinin dikkatinin nereye yönlendirileceğini belirler. Yön, biçim, doku, boyut, renk, ton ya da çizgi kontrastı ile vurgu sağlanabilir. Vurgu içerisinde zıtlığı barındırabilir ancak farklılığın aşırıya kaçması karmaşaya neden olur.














Görsel Devamlılık


İzleyicinin gözü, tasarım yüzeyinde belli bir yönde hareket eder. Bir tasarımda yer alan ögeler (çizgi, ton, leke, doku gibi) kopukluk yaratmadan geçişler sağlayabiliyorsa görsel devamlılık sağlanmış demektir. Bir tasarımda görsel devamlılığın sağlanması, beraberinde görsel ritmi de sağlayacaktır. Hareket duygusu yaratan görsel ritmler optik devamlılık sağlarlar. Tasarımdaki süreklilik, akıcılık, etkileyicilik ya da gelişi güzel olmayan tekrarlar aracılığıyla tasarımda hareketlilik ve devamlılık sağlanabilir.



Denge


Denge bir tasarımdaki görsel ağırlığın eşit olarak dağıtılmasıdır, tasarımı oluşturan parçaların tanımlı ve estetik bir biçimde yerleştirilmesidir.

Denge, ögelerin yatay ve dikey olarak yüzeye eşit ağırlıkta yerleştirilmesi yoluyla oluşturulur. Bir kompozisyona baktığımızda içgüdüsel olarak merkez düşey eksen boyunca görsel ağırlığını ölçeriz. Bu görsel ağırlık simetrik ve asimetrik olabilir.


Simetrik Denge : İyi oranlanmış ve dengelenmiş yapıların oluşturduğu genel bir yapıdır. Doğada birçok simetrik biçimle karşılaşırız. İnsan yüzü ve insan vücudu simetrik denge için oldukça iyi örneklerdir.Tasarımda kullanılan simetrik denge çoğunlukla tasarıma monoton bir etki yaratır. Simetri katılığı ve sınırlılığı simgeler.





Asimetrik Denge : Asimetrik kompozisyonlar izleyicide hareket duygusu uyandırırlar.

Tasarımda devinimi, hareketi ,enerjiyi , dışa vurmak için asimetrik dengeden yararlanılır. Asimetrik dengenin başarısı cesur ve sorgulayıcı olmasına bağlıdır. Duygu ağırlıklı ve dışavurumcudur.


Simetrik dengede düzen ve kural, asimetrik dengede ise rastlantı ve keyfilik egemendir.

Tasarım yüzeyinin belirli bir bölgesinde kümelenen boşluk tasarımda optik ağırlık sağlamada kullanılan önemli bir unsurdur.










Yararlanılan Kaynaklar Becer, E (1997) İletişim ve Grafik Tasarım, Dost Kitabevi



5,982 görüntüleme